11 Mayıs 2015 Pazartesi

Son Devir HÂLİSÂ POSTNİŞÎNLERİ Menâkıbnâme



ÖNSÖZ

Tasavvuf, Şerîattan ayrı bir yol değildir. Şerîatın birtakım şartlarla kapısından içeriye alarak bir noktaya oturttuğu fertleri Tasavvuf müeyyideli, disiplinli ve kontrollü bir şekilde eritip eğitir; Allah’ın inayetiyle fâni bir varlığın elinde bir kemâl derecesine getirip bırakır. İslâmın icablarına, emir ve yasaklarına riayetinde resmi bir şekilde duran; âdeta emir ve yasak duygusunun tesiriyle ihtiyati ve i’tiyadî tarzda hareket ve amel eden; o ulvî sahada bir borçlu, bir yabancı gibi mesafeli dolaşan kul, bir kâmilin feyizli ve şuurlu telkin ve uyarmaları ile sevgi dâiresinde şuurlu şekilde hareket etmeye başlayarak ilâhi muhabbet sınıfından içeri girer. Allah’a sevgi, korku, ümit şartları içerisinde kul olmağa başlar; her şeyi onu sevdiğinden dolayı yapar ve sever. Zaman biraz daha geçince yollar kısalmağa başlar, sevilenden sevene karşı alâka lütufları artar. Sırlar gelmeye başlar. Mahremiyet sarayına alınır, korunur. Nihayet bir dost (VELİ) makamı, payesi ona verilir. Hatırı sayılır, gönlü kırılmaz, sözü ve özü, nâzı ve niyazı geçerli olur. Hak’dan itibar görür. Onun emriyle namına, izniyle adına, kâdir bir şekilde mahlûkatına müessir olmağa başlar. Kerametler, harikalar, izhar eder. Bu makamın kimi farkındadır, kimi değildir. Fakat her hâl-ü kârda o, girdiği ulvî yolda devam eder gider, gittikçe de mutmain olmaya gayret sarfeder. Böyle kimseye Tasavvuf ehli, Takva ehli derler.
Şerîat; nasıl vahy‘e müstenid “Kal-i Resûl” ise, Tasavvufda Kur’ândan mülhem “Hâl-i Resûl”dür. Bu vasıf dışında, İslâm esaslarına aykırı bir Tasavvuf anlayışı bâtıldır.
Araştırmam, incelemem neticesinde, işte bu yolda, son yüzyıllarda yaşamış altı gönül sultanının, üstün ahlâkını, ilmini, amelini, tavr-u hareketini, sözlerini, işlerini, menkıbelerini, hülâsa onlara ait duyduklarımı ve bildiklerimi “Son Devir HÂLİSÂ POSTNİŞÎNLERİ Menâkıbnâme” adlı bu kitapta tek tek yazdım.
Cenâb-ı Hak cümle velilerin sırlarını takdis etsin ve ruhlarını aziz kılsın…
Mustafa DÜZLEME

8 Mayıs 2015 Cuma

ŞEYHBORANLI HACI MUSTAFA BABA'YA ŞİİR



ŞİİR

Boranlıdır Şeyhim benim
Ki Hacı Mustafa Baba
Allaha dönderdi yönüm
Ki Hacı Mustafa Baba
Odur benim nazlı yârim
Onda verdim Hakka varım
Sundu bana aşk şarabın
Ki Hacı Mustafa Baba
Elimde tuttu kaldırdı
Kuru idim yaş oldurdu
Dost ummanına daldırdı
Ki Hacı Mustafa Baba
Bir kapıdan soktu beni
Gördüm nûrdandır her yanı
Dedi nazargâhtır tanı
Ki Hacı Mustafa Baba
Benim Şeyhim hassın hası
İrşad etti cümle nası
BAHRÎ anın divânesi
Ki Hacı Mustafa Baba

SİLSİLE-İ ŞERİFE-İ KADİRİYE



SİLSİLE-İ ŞERİFE-İ KADİRİYE

Elden ele elden Hakka
Ulaşır râh-ı silsile
Sâlikler hep bezenirler
Ahlâk-ı hasene ile
Bu yol Resûlüllah yolu
İmamı Ali’nin kolu
Girenlerin kalbi ulu
Olmuştur zikrullah ile
İmam Hasan-ı müctebâ
Şehid Hüseyin-i Kerbelâ
Hak aşkın koydular dile
Hem muhabbetullah ile
Hazreti imam evlâdı
Zeynelâbidindir adı
Bağrı yaktı aşkın odu
Ol marifetullah ile
Büyüktür Muhammed Bakır
Bey’at etti cümle zâkir
Gönüllerde pas ile kir
Silindi ismullah ile
Caferi Sadık rehnümâ
Ulemâlar geldi ona
Zâhir oldu nûr-i Huda
Yüzde tecelliyât ile
İmamı Musa el-Kâzım
Bu yolda sabr ile âzim
Cümle müridâna lâzım
Dedi Âyetullah ile
Ali bin Musa er-Rıza
Kalbe cilâ nefse eza
Daim yapmak lâzım gazâ
Mucîbi emrullah ile
Maruf dinini terk etti
İmamı Rızaya gitti
Hak yoluna sülûk etti
Ol Hidayetullah ile
Hazreti Sırrî Sakati
Çoktur anın hasenatı
Giydi âşkullah hil’atı
Hamd ile şükrullah ile
Cümle sufilerin başı
Akar Cüneydin göz yaşı
Her an Mevlâsına karşı
Durur say’i sebat ile
Ebû Bekr Hacder eş-Şibli
Sanki yüzü nurla kaplı
Hem oldur büyük bir veli
Gezer zikri ihlâs ile
Şah-ı Temim el-Yemanî
Feda etmiş Hakka canı
Müridânı sever anı
Gönülden bağlılık ile
Tarsus da Yusuf el-Ferec
Dedi ağyarı terk et geç
Hakkın cemalini er geç
Göresin aşkullah ile
Ebû’l Hasan el-Hakkari
Gece gündüz eder zârı
Terkeylemiş cümle varı
Hak yolunda cihad ile
Şah Ebu Sa’d Mübareke
Yoktur asla ondan leke
Çün gönlünü vermiş Hakka
Büyük bir tevekkül ile
Sertacı Gavs-i Geylâni
Evliyaların Sultanı
Koydu Tarikin erkânı
Gideler Feyzullah ile
Hazreti Şeyh Abdürrezzak
Pederinden aldı mezzak
Dedi ki ey tâlibi-i Hak
Ünsiyet et Allah ile
Kapladı uşşak cihanı
Zikrettiler Yaradanı
Şah-ı Osmanı Geylâni
Geldi geçti ziya ile
Basralı Yahya Efendi
Ehl-i kerametlerdendi
Daima ihlâstır pendi
Hak rızasın talep ile
Yücedir Nureddin Şamî
Hem Abdurrahman Hasenî
Ederler çerh-ü devranı
Cemî azaları ile
Burhaneddin-i Zencerî
Sırrın çözdü “Men reani”
Dedi gör rûy-i Rahmanı
Sünnete ittiba ile
Bildi ki ol dünya fâni
Anın’çün terk etti teni
Muhammed Masum Medenî
Gitti rehber-i aşk ile
Gönlü Hakka olmuş kavî
Gam-ı firkat ile hâvi
Abdurrezak-ı Hamavî
Geçti ömrü Mevlâ ile
Şah Hüseyni Ezmiranî
Sanki Muhabbet ummanı
Dâr-ı dünyanın mihmanı
Âmel etti Kur’an ile
İstemedi cennet huri
Girdi dile Hakkın nûru
Ahmed-i Hindi Lâhorî
Sülûk etti esmâ ile
Mahmud Kadir-üz Zengânî
Çoktur anın mürîdânı
Şah Ahmedi Tâlebânî
Aldı sırrı ihlâs ile
Kutb ül-vücud er-Rabbani
Abdurrahman Tâlebâni
Oldur âriflerin Hanı
Memur oldu irşad ile
Abdülkadir Kemal Erbil
Her an Hakkı zikreyler dil
Nedir bu avaz ey bülbül
Uçtu burdan safa ile
Şah-ı Dede Osman Avnî
Urfadadır kabristanı
Sever ol Rabbı Cananı
Aşk-ı cezb-ü ve hal ile
Daim zikretti Hudayı
Harputta Ömer Hüdayi
Oldur asrın şemsi ayı
Gitti Hakka Tevhid ile
Abdullah ül-Fahrî geldi
Aşkullah bahrine daldı
Velâyet sırrına erdi
Sıtk-ı teslimiyyet ile
Şah-ı Mustafa Boranî
Terkeyledi cism-i canı
Gönülden buldu cânanı
Her dem Hakkı anmak ile
BAHRÎ yalvarın yârine
Kavuşmak’çün dildârına
Gideriz Hak pazarına
Çün işimiz Allah ile

USULÜ ZİKRULLAH (HALKA-İ ZİKR)





USULÜ ZİKRULLAH (HALKA-İ ZİKR)

Bilcümle cemaat abdest alıp, güzelce halka çevirip usulü dairesinde zikrullaha riayet ederek başta bulunan her kim ise evvelâ üç İhlas ve bir Fâtiha-ı Şerife ile; “Ruhi Resulüllaha, cümle nebilerin ruhu şeriflerine, Çaharyari Güzin Eshabı Resulüllahın ruhlarına, Âli Ezvacı Tahirat ruhlarına, Tarikat Pirlerinin, Şeyh Abdülkadir Geylâni Hazretlerinin ve cümle meşayıhların ruhu şeriflerine” hediye ederek istiğfarı şerife başlana:
– ALLAH ESTAĞFİRULLAH, DAİM ESTAĞFİRULLAH (Adet yok)
– ESTAĞFİRULLAHE İNNALLAHE ĞAFURURRAHİM (Adet yok)
– ESTAĞFİRULLAH, TÜBTÜ İLALLAH, VENEHEYTÜ KALBİ AMMASİVALLAH (Adet yok)
“Estağfirullah el âzim el kerim ellezi lâ ilâhe illâ hû, el hayyel kayyume ve netübü ileyh, ve neselühüt tövbete vel mağfirete, vel inayete, ve hidayete lena innehü hüvet-tevvabin rahim.”
“İnnellahe ve melâiketehu yusallüne alen nebiy, ya eyyühellezine amenu sallü âleyhi ve sellimü teslima”
Bundan sonra üç defa SALÂVATI ŞERİF okuyalar.*
Sonra bir Fatihaı Şerif okuyalar.
Sonra başta bulunan her kim ise;
“Faalem ennehu”
Deyip Kelimei Tevhide başlana;
– LÂ İLÂHE İLLALLÂH (Adet yok)
Sonra;
“Lâ ilâhe illallâh el melikül hakk’ul-mübîn, Muhammedün Resulüllah sâdiku’l-va’di’l-emîn.”
Sonra;
– YA ERHAMERRAHİMİN İRHAMNA (Adet yok)
Sonra;
“İrhamna künna mücrimin ve bilğataya mövterif ve ila babüke muhtacine mütezellilin.”
Sonra;
– YA HEYYU, YA KAYYUM (Adet yok)
Sonra;
“Ya bediessemavatı vel ard, ya malikel mülki ya zel-celâli vel ikram
Allahümme inna neselüke entühyiye kulubena bi envari marifetike ebeden, daimen, bakiyen, hadiyen ya Allah.”
Deyip eğer kıyama kalkmak icap ederse kalkıp ayak üzere zikrullah oluna. Eğer kıyama kalkmak icap etmezse o cemaat oturdukları yerde zikrullahı yapalar.
Kıyama kalktıklarında;
– ALLAH, ALLAH (Adet yok)
“Allah celle celalûhû ve amme nevalühû ve lâ ilahe ğayrühü”
Sonra;
– HEY ALLAH, HEY ALLAH (Adet yok)
“İrhamna künna mücrimin ya Hadiyyel mûdillil, ya şefi el muznibin ve ekremel ekremin ve erhamerrahimin.”
Sonra;
– YA SELÂMÜ SELLİM, YA RABBİ SELLİM (Adet yok)
Sonra başta bulunan her kim ise;
“Ve sellim teslimen kesire”
der.
Sonra;
– HÛ ALLAH (Adet yok)
Sonra;
– ENTEL HADİ ENTEL HAK, LEYSEL HADİ İLLA HÛ (Adet yok)
Sonra;
– HÛ, HÛ (Adet yok)
Sonra;
– HEY YA HEY (Adet yok)
Esmasını okuyup zikrullaha “Hûûûû” diyerek son vere.*
Sonra;
“Azameti Hudaya tekbir”
Deyip üç defa tekbir alına.
Sonra üç defa da;
“Salatü selâm”
okuna.
Eğer cemaat kıyamda ise oturalar.
Eğer oturmuşlar ise zaten oturmuşlar.
Sonra;
“Bir Aşru Şerif okunup akabinde güzelce bir dua okuna.”

DERS

(33 veya 100 defa) ESTAĞFİRULLAH EL AZİM
(33 veya 100 defa) ALLAHÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİ SEYYİDİNA MUHAMMED
(33 veya 100 defa) LÂ İLÂHE İLLALLAH
(100 defa) ALLAH
Bundan sonra 3 ihlas, 1 fatiha okunarak:
Ruhu Resulüllaha, cümle Nebilerin ruhu şeriflerine, Çâryârî Güzin Ashabı Resulüllahın ruhlarına, Âli ezvacı tahirat ruhlarına, Tarikat pirlerinin, Şeyh Abdülkadir Geylâni Hazretlerinin ve cümle meşayıhların ruhlarına, Cümle gelmiş geçmişlerimin ve cümle mü’minlerin ruhlarına hediye eyledim.
Denir, ders biter.*




* İstiğfarı Şeriften sonra şu salâvatlar da okunabilir:
  “Allahümme salli ve sellim ve barik âlâ, seyyidina Muhammedin ve âlâ, âlihi adede kemalillâhi ve kema, yelikubi kemalihi.”
  “Allahümme salli ve sellim ve barik âlâ, seyyidina şemsüdduğa Muhammedin ve âlâ, âlihi adede kema lillâhi ve kema, yelikubi kemalihi.”
   “Allahümme salli ve sellim ve barik âlâ, Nurûl Hüda, bedrudduca, hayrul vera Muhammedin ve âlâ, âlihi adede kema lillâhi ve kema, yelikubi kemalihi.”
* Zikrullahın sonunda şu salâvatı Şerifeler de okunabilir:
    “Hû Allahümme salli ve sellim alel Mustafa, Hû Nebiyyerisal Levabebahri safa, Hû çırağı mescidil mihrabı minber, Hû Ebubekir, Ömer, Osman ya Haydar.”
    “Hû Allahümme salli ve sellim alel Mustafa, Hû Nebiyyerisal Levabebahri safa, Hû çırağı mescidil mihrabı minber, Hû Ebubekir, Ömer, Osman ya Haydar.”
    “Hû Allahümme salli ve sellim alel Haşimi, Hû Nebiyyerisal Levabel Gavsimi, Hû çırağı mescidil mihrabı minber, Hû Ebubekir, Ömer, Osman ya Haydar.”
    Zikrullah cehri (sesli) icra edilir ve de esmaların lâfızlarını doğru okumaya özen gösterilir. Esma aralarında “Destûr ya Hz. Allah, Destûr ya Hz. Resulüllah, Daḫilek ya Resulüllah” dendiği gibi Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve de diğer imamlar, Pirler ve velilerden de “Destûr ve Daḫilek” istenir.
* Ders, müridin kabiliyet ve tecellisi neyi gerektiriyorsa mürşidi tarafından istiğfar, salâvat-ı şerife, tevhid-i şerif ve ism-i celâl’den haline göre verilir. Mürid, günün hangi vakti kendisine kolay ve uygun gelirse o vakitte dersini çekebilir.