ŞEYH ABDÜLKADİR KEMAL ERBİLÎ (1806-1897)
Abdurrahman Hâlis Talebânî Hazretlerinin
halifesidir.Urfa’da neşr-i feyze memurdur.Babası Muhyiddin Efendidir. Lâkabı
Sıddîki’dir. Sonradan Urfa meb’usu olup, bir zaman Meclis-i Meşâyıh
Riyaseti’nde bulunan daha sonraları Tedkîk-i Mesâhif ve Müellefât-ı Şer’iyye
reisliği’ne getirilen ve aynı zamanda Şeyh Abdurrahman Hâlis Talebânî’nin oğlu
Şeyh Ali Efendi’nin halifesi olan Şeyh Safvet Efendi’nin kayınpederidir. Hicri
1315 (Milâdi 1897) senesinde, doksan bir yaşında Urfa’da irtihal-i dâr-ı bakâ
eylemiştir. Müşarün ileyhin, Türkî ve Farisî lisanları üzere eş’ârını hâvî
divanı vardır. Ulemâ ve urefâ(1)dandır.
Mesnevî-i Şerif’in on sekiz beytine, lisân-ı Farisî ile nazmen şerh yazmış ve
Behcetü’l-Esrâr nam eseri tercüme eylemiştir. Eserlerinden bazıları şöyledir:
Adab-ül mürid ve Necat-ül Müsterşidin, Tefric-ül hatır, EN-Nefs-ür-Rahmaniyye
fi Ma’rifeti Hakikat-il insaniye, Ed-Dürrül Meknun fi ma’rifet-is Sırr-il
masun, Hadikat-ül ezhar, Mişkat-ül hitam fi ma’rifet-il imam,
Huccet-üz-Zakirin, Mir’at-üş-Şühud.
http://www.halisiyye.com/makalat_dosyalar/dede.pdf
YanıtlaSilErbili ks. alim, fazıl bir şahsiyyet olup Abdurrahman Halis'in hulefa-yı izamındandır. Onun Hakkında yapılan akademik çalışmalar, Urfaya geliş tarihini ve Urfa'daki irşad faaliyetlerini ilmi olarak ortaya koymuştur. Onunla ilgili hiç bir kaynakta ve ciddi akademik çalışmalarda Dede Osman Avni Baba'nın ks ismi geçmemekte olup, Dede Efendi ile mürşidlik müridlik yönünden hiçbir alakası bulunmamaktadır. Vefat tarihi Dede Efendiden 13 yıl sonradır. Urfa'da Şeyh Sakıb'ın yaptırdığı Halvetî Dergahında irşad faaliyetlerini yürütmüş olup, yerine devam eden bir hulefa silsilesi bırakmamıştır. Kendi oğlu Şeyh Safvet bile Kadiriyye icazetini Abdurrahman Halis'in ks büyük oğlu Şeyh Ali Efendi'den ks almıştır.
YanıtlaSilŞeyh Sakıb Efendi'nin Dergahının vakfiyesinden anlaşılacağı üzere Erbili ks. Urfaya gelmeden önce de Urfa'da Halisiyye kolu neşv u nema bulmuştu. Halisiyye'yi Urfaya taşıyan Erbili Hazretleri değildir. Sakıb Efendi, vakfiyesindeki sözleri şu mealdedir. Pirimiz Abdülkadir Geylani'nin ks himmeti ile tekkeyi inşa edip bitirdim ve tekkenin işlerini yürütmek üzere mürşid-i agahım Abdurrahman Halis'ten ks bir zatın görevlendirilmesini istedim. O da Abdlkadir Erbili'yi ks gönderdi.
YanıtlaSilDede Osman Avni Baba ks ile Halis ks arasındaki mülakatın belgesine ulaşılamayınca, Şeriyye sillerinde ve vakıf Arşivlerinde ilmi araştırma yapma zahmetine katlanılmadan kolay bir yol seçilip, Erbili ks ile Dede Efendi ks irtibatlandırılmaya çalışılmaktadır ki bu büyük bir ilmi hatadır. İlmi olarak ortaya konan gerçek şudur ki Erbili ks Dede Osman Avni'nin ks mürşidi değil, aynı mürşidn iki farklı halifesi olarak yol arkadaşıdır.
YanıtlaSilhttp://www.halisiyye.com/dedeosmanbaba.htm
YanıtlaSilErbili'nin ks irşad faaliyetlerinde bulunduğu dergahı bina edip Erbili'yi Urfa'ya çağıran Şeyh Sakıb bile, Erbili'nin ks müridi veya halifesi değildir. Nerde kaldı ki, Erbili ks daha 8 yaşında iken 1814 yılında Mevlidi Halil Dergahında irşad seccadesine oturmuş olan Dede Osman Avni Baba ks onun müridi ve halifesi olsun . Bu, ilmen aklen, zevken ve mütevatiren gayet azıym bir hata taşıyan, araştırma yapmadan ortaya konulmuş hükümler cümlesindendir.
YanıtlaSilHacı Ömer Hüdayî'nin ks hulefa-yı izamından Muharrem Sırri kendi manuscript eseri olan Divanı Hüdayi'de silsileyi şu şekilde verir.
YanıtlaSilDede Efendi’nin (k.s.), Hz.Abdülkâdir Geylânî’den (k.s.) gelen ikinci tasavvuf silsilesi ve Hâlisiyye kolu:
Pîr-i Tarîkat Gavs-i Rabbi’l-Âlemîn eş-Şeyh es-Seyyid
Muhyiddîn Abdulkâdir el- Geylânî Bin Ebî Sâlih Mûsâ Cengî Dost (Kaddesellahu Sırrahul Azîz)
Eş-Şeyh es-Seyyid Abdu’r-Rezzâk (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh es-Seyyid Osman el-Geylâni (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh Yahyâ El-Basrî (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh Nûru’d-Dîn eş-Şamî (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh Abdu’r-Rahmân el-Haselanî (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh Burhânu’d-Dîn ez-Zencerî (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh es-Seyyid Muhammed Ma’sûm el-Medenî (Kaddesellahu Sırrahu)
Eş-Şeyh es-Seyyid Abdu’r-Rezzâk el-Hamevî (Kaddesellahu Sırrahu)
Eş-Şeyh es-Seyyid Muhammed Hüseyn el-Ezmîranî (Kaddesellahu Sırrahu)
Eş-Şeyh Ahmed Hindî el-Lahûrî (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh Mahmud ez-Zengenî et-Talebânî (Kaddesellahu Sırrahul Aziz)
Eş-Şeyh Ahmed et-Talebânî (Kaddesellahu Sırrahul Azîz)
Eş-Şeyh es-Seyyid Ziyâu’d-Dîn Abdu’r-Rahmân Hâlis et-Talebânî
(Kaddesellahu Sırrahul Azîz)
Eş-Şeyh es-Seyyid Dede Osman Avni Baba Urfevî (Kaddesellahu Sırrahu)
Eş-Şeyh es-Seyyid Ziyâu’d-Dîn Abdu’r-Rahmân Hâlis et-Talebânî
YanıtlaSil(Kaddesellahu Sırrahul Azîz)
Eş-Şeyh es-Seyyid Dede Osman Avni Baba Urfevî (Kaddesellahu Sırrahu)
Muharrem Sırrî (k.s.), ayrıca “Makâmât-ı Ezkâr-ı İlâhiyye” adlı eserinde aynı silsileyi göstermiştir. “Bu fakîr-i pürtaksîr, usûl-i zikir ve Tarîk-ı Kâdiriyye’yi, Şeyh Hacı Ömer Hüdâyî’den o da Seyyid Dede Osmân Ruhâvî’den o da Abdurrahmân Hâlis’ten ahz etti.”
YanıtlaSilHacı Ömer Hüdâyi Baba’nın (k.s.) hulefâsından, Îzûlu Muhammed Emîn’in (k.s.) Arapça yazılı bir icâzetnâmesinde bu husus şöyle belgelendirilmiştir. “Ey kardeşler! Bilin ki: Şeyhim ve mürşîdim, Şeyh Ebu’l-Ahmed el-Hâc Ömer Hüdâyi el-Kövenkî el-Harpûtî et-Tâlebânî’nin bana tevhîdi telkin ettiği ve mütekaddim meşâyihin kisvesini giydirdiği gibi ben de Mustafa bin Ömer bin Halîl’e, şeyhimiz ve mürşîdimiz, ilmi ile âmil âlim el-Fâzıl el-Hâc Ömer el-Hüdâyî’nin (kuddise sirrahu’l-Âli) emri ile kelime-i tevhîdi telkin ettim ve meşâyih hırkasını giydirdim. Hüdâyî (k.s.) dedi ki: Ben, Şeyh Ziyaü’d-Din Tâcü’l-Ârifîn Rehavî’nin elinden kelime-i tevhîdi ahz ettim ve meşâyih hırkasını giydim. Osman Ziyau’d-Dîn dedi ki: Ben, asrında kutbu’d-devâir olan eş-Şeyh Abdurrahmân Tâlebânî’nin elinden, zikri ahz ettim ve hırkayı giydim, o da eş-Şeyh Ahmed Tâlebânî’nin elinden, o da eş-Şeyh Mahmud el-Kâdirî ez-Zenginî’nin elinden, o da eş-Şeyh Ahmed Ziyau’d-Dîn Hindî Lahûrî’nin elinden, o da eş-Şeyh Muhammed b. Hüseyin el-Ezmirâni’nin elinden, O da eş-Şeyh Abdurrezzâk el-Hamevî’nin elinden, o da eş-Şeyh Abdurrahmân Haselânî’nin elinden, o da, eş-Şeyh Burhanu’d-Dîn Zenginî’nin elinden, O da, eş-Şeyh Nuru’d-Dîn Şâmî’nin elinden, O da, eş-Şeyh Muhammed Ma’sûm el-Medenî’nin elinden, o da eş-Şeyh Osman el-Geylânî’nin elinden, O da, Cemâlü’l-Irak eş-Şeyh es-Seyyid Abdurrezzâk Geylânî’nin elinden, o da, es-Seyyid Hazret-i Gavsü’l-Âzam ve İmamu’l-Efham ve Mürşidü’l-Aktâb, Sâkinu’l-Bağdâd Abdülkâdir Geylânî’nin elinden zikri ahz etti ve hırkayı giydi.” (Muhammed Emîn Îzûlî, İcâzetnâme, Muharrem Ayı 1909, Elâzığ Kövenkte Hacı Ömer Hüdâyî Baba Külliyesinde)
YanıtlaSil